Yorum
0

Paylaş

WhatsApp Facebook Telegram X Platformu

Kadın yönetici olan şirketler karlılıkta öne çıkıyor

McKinsey’in raporuna göre, üst yönetimde cinsiyet çeşitliliğinde en üst çeyrekte yer alan şirketlerin ortalamanın üzerinde kârlılık gösterme olasılığı daha yüksek. Peterson Institute’un 91 ülkeden 22 bin firmayı kapsayan çalışması ise, üst düzey yönetimde kadın oranının %30’a yaklaşmasının net kâr marjında artışla ilişkilendirilebileceğini ortaya koyuyor. S&P Global Market Intelligence verileri de kadın CFO atayan şirketlerde finansal performans göstergelerinde ilk 24 ay içinde anlamlı farklar oluşabildiğini gösteriyor. TRANSEARCH Türkiye Yönetici Ortağı Murat Öztürk, konuyu şu sözlerle değerlendirdi:

“Kadın liderlerin üst düzey yönetimde bulunması önemli ancak yeterli değil. Performans, karar masasında kimin ne kadar yetkiyle oturduğuyla belirleniyor. Eğer bütçe yönetmiyor, risk almıyor ve kar-zarar sorumluluğu taşımıyorsa temsil performansa dönüşmez. Şirketin finansal kaderini belirleyen, karar mekanizmasındaki gerçek etki alanıdır.”

CFO rolü: Çeşitliliğin somut etkisi

Kadın liderlerin karar gücü, şirket performansında kaldıraç etkisi yarattığına dikkat çeken Öztürk, kadın liderliğin performansla kurduğu ilişkinin en somut örneklerinden birinin finans yönetiminde görüldüğünü vurguluyor:

“CFO pozisyonu; sermaye tahsisi, nakit akışı disiplini, risk yönetimi, finansal raporlama kalitesi ve yatırımcı güveni gibi konularda belirleyici bir rol üstleniyor. Bu nedenle bu pozisyondaki liderlik tercihleri şirketin finansal performansına doğrudan etki edebiliyor. Çeşitlilik bu noktada yalnızca sembolik bir adım değil; doğrudan sonuç üretiyor.”

Türkiye’de tablo: Kar-zarar sorumluluğu sınırlı

Türkiye’de yönetim kurullarında kadın temsilinin artış eğiliminde olduğu görülse de, doğrudan kârlılığı etkileyen kar-zarar sorumluluğu taşıyan üst düzey yönetim pozisyonlarında kadın oranı hâlâ sınırlı. Öztürk, “Kadın oranını artırmak başlangıçtır. Ancak hangi rollerde olduklarına bakmadan performans etkisi beklemek gerçekçi değildir” diyerek şirketlerin odak noktasının net olması gerektiğini belirtiyor.

Murat Öztürk